<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiDava.Com &#187; İslami Konular</title>
	<atom:link href="http://www.islamidava.com/kategori/islami-konular/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamidava.com</link>
	<description>İslam Kardeşliğine Doğru</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2011 10:01:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Fetullah Gülen &#8211; Başörtüsü Hakkındaki Yorumu</title>
		<link>http://www.islamidava.com/fetullah-gulen-basortusu-hakkindaki-yorumu.html</link>
		<comments>http://www.islamidava.com/fetullah-gulen-basortusu-hakkindaki-yorumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2010 08:17:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[- Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Fetullah]]></category>
		<category><![CDATA[Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[Yorumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidava.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[
Fetullah Gülen Hoca Efendinin Başörtüsü Hakkında Sarf Ettiği Müthiş Sözleri

Video
Video İçin Tıklayınz
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/12/newsweekden-fetullah-gulen-yorumu.jpg"><img src="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/12/newsweekden-fetullah-gulen-yorumu-300x224.jpg" alt="" title="newsweekden-fetullah-gulen-yorumu" width="300" height="224" class="alignnone size-medium wp-image-261" /></a><br />
Fetullah Gülen Hoca Efendinin Başörtüsü Hakkında Sarf Ettiği Müthiş Sözleri<br />
<span id="more-260"></span></p>
<p>Video</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/#!/video/video.php?v=137374729651873">Video İçin Tıklayınz</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidava.com/fetullah-gulen-basortusu-hakkindaki-yorumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam Nedir ?</title>
		<link>http://www.islamidava.com/islam-nedir-what-is-islam.html</link>
		<comments>http://www.islamidava.com/islam-nedir-what-is-islam.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2010 07:56:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[?]]></category>
		<category><![CDATA[is]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Nedir ? What is Islam?]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[What]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidava.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[
Bismillâhir rahmânir rahîm. 
Elhamdü lillâhi rabbil àlemîn&#8230; Kemâ yenbagî licelâli vechihî ve liazîmi sultânih&#8230; Ves salâtü ves selâmü alâ hayra halkihî seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruusinâ ve üsvetünel haseneti muhammedinil mustafâ&#8230; 

1.Bölüm
Çok muhterem misafirlerimiz, degerli, muhterem kardeslerim!.. Allah-u Teâlâ Hazretlerinin selâmi, ihsâni, ikrâmi dünyada, ahirette üzerinize olsun&#8230; 
Onun seçkin kulu Muhammed-i Mustafâsi, Habîb-i Edîbine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/12/bismi.gif"><img src="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/12/bismi-300x111.gif" alt="" title="bismi" width="300" height="111" class="alignnone size-medium wp-image-255" /></a><br />
Bismillâhir rahmânir rahîm. </p>
<p>Elhamdü lillâhi rabbil àlemîn&#8230; Kemâ yenbagî licelâli vechihî ve liazîmi sultânih&#8230; Ves salâtü ves selâmü alâ hayra halkihî seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruusinâ ve üsvetünel haseneti muhammedinil mustafâ&#8230; </p>
<p><span id="more-254"></span><br />
1.Bölüm<br />
Çok muhterem misafirlerimiz, degerli, muhterem kardeslerim!.. Allah-u Teâlâ Hazretlerinin selâmi, ihsâni, ikrâmi dünyada, ahirette üzerinize olsun&#8230; </p>
<p>Onun seçkin kulu Muhammed-i Mustafâsi, Habîb-i Edîbine sonsuz salât ü selâmlarimizi, tahiyyat ve ihtiramlarimizi arz ederim. </p>
<p>Çok büyük, çok önemli, çok hayâtî, çok tatli bir konu üzerinde konusmak istiyorum: Genel olarak inanç ve inançlarin en üstünü olan Islâm; Islâm&#8217;in özellikleri, bize emrettikleri, bizim müslüman olarak yapmamiz gereken konular üzerinde&#8230; </p>
<p>En önemli konu din konusudur. Çünkü, öteki konularin hepsi sadece dünya ile ilgilidir. Hattâ dünyanin bir bölümüyle ilgilidir. Meselâ tabiatla ilgilidir, meselâ sihhatle ilgilidir. Ama din, hem dünya hem ahiretle ilgilidir. </p>
<p>Dünya küçücüktür ama, fezâ sonsuzdur, uçsuz bucaksizdir. Aralarinda sonsuz büyüklük farki vardir. Dünya ile ahiret de öyledir. O bakimdan insanin ahiretini düsünen, bahis konusu eden bir mesele elbette, en büyük meseledir. Çünkü sonsuz büyük bir istikbâli ilgilendiriyor. </p>
<p>Bu konu insanligin müsterek konusudur. Her toplumda bir inanç sisteminin tesekkül etmis oldugunu dinler tarihinden biliyoruz. Çesitli sekillerde tasnif edilebilen dinler mevcut&#8230; Önce ilâhî dinler ve ilâhî olmayan dinler diye hakli ve büyük bir ayirim yapabiliriz. Bu inançlar incelendigi zaman, insanlarin çok çesitli seylere kalblerini bagladiklarini, inandiklarini ve bize göre, Yirminci Yüzyil&#8217;in insanina göre garib gelecek inanislarin içinde olduklarini görebiliriz. </p>
<p>Her toplumda bir inanç sistemi var </p>
<p>Meselâ, öküze tapmislar. Bize komik geliyor, gülüyoruz. Misirlilar tapmis, Hintliler hâlen tapiyor. </p>
<p>Günese tapmislar. Eski Iranlilar tapmis, hâlen Japonlar tapiyor. Su teknolojide bu kadar ileri gitmis olan Japonlar&#8230; Imparatorlari Günes&#8217;in ogluymus. Gülmeli mi, aglamali mi, acimali mi, teessüf mü etmeli insanlik namina, ilim namina, teknoloji namina, Yirminci Yüzyil namina insan hayret ediyor. </p>
<p>Televizyonda seyretmistim; kobra yilanlarina tapinanlar var. Tapinaklari var, kapisinin iki tarafinda ensesini sisirmis kobra yilanlari&#8230; Tarlalardan kobra yilanlarini topluyorlar, tapiniyorlar. Halbuki yilda bilmem kaç bin tane insan onlarin sokmasiyla ölüyor. </p>
<p>Hititlilerde ve Hindistan&#8217;da tenâsül aletine bile tapmislar. </p>
<p>Bunlarin ötesinde kahramanlarini putlastiranlar, elleriyle yaptiklari agaçlara, taslara, daglara tapanlar, çesitli yildizlara tapanlar var&#8230; </p>
<p>Demek ki, her toplulukta bir inanç sistemi var ama, mühim olan inancinin vasfi, kalitesi&#8230; Var bir inanci, iyi, güzel, inaniyorlar diyemiyoruz; inancin kalitesi önemli oluyor. Her seyde böyle&#8230; </p>
<p>Meselâ, Yirminci Yüzyil&#8217;in insani akli sever, tebcil eder, begenir, alkislar. Akil hürmet gören bir varlik&#8230; Fakat, dünya üzerinde ne kadar insan varsa her birinin akli var ama, her birinin hareketi güzel hareket degil&#8230; </p>
<p>Büyüklerimiz onun için, aklin makbul olanini akl-i selim diye isimlendirmisler. Her akli makbul saymiyoruz, makbul de degil&#8230; Hani Nasreddin Hoca&#8217;nin fikrasiyla söylemek gerekirse: &#8221;Soganla yogurt yemeyi ben buldum ama, ben de begenmedim.&#8221; demis. Yâni, insan bir seyler bulabilir, bir seyler yapabilir ama, güzel mi, degil mi?.. </p>
<p>Sonra zevk var&#8230; &#8221;Zevkler ve renkler tartisilmaz.&#8221; diyoruz ama, yine bir de zevk-i selim var&#8230; Olgun bir sanatkârin zevki ile, ilkokuldaki bir çocugun veya henüz çirak durumundaki bir insanin zevki muhakkak farkli&#8230; </p>
<p>His var, hiss-i selim var&#8230; Demek ki, inanç var, inancin da tabiî kalitesi güzel olani, selim olani önemli&#8230; </p>
<p>Iste biz elhamdü lillâh, dinler tarihini ve muhtelif dinleri inceledigimiz zaman; hattâ hürmet ettigimiz, taklid ettigimiz, imrendigimiz, özendigimiz milletlerin dinlerini, meselâ Amerikalilari, Ingilizleri, Avrupalilari, Japonlari inceledigimiz zaman, onlarin dinlerinde o kadar mantikli olmadiklarini görüyoruz. Maalesef gülecegimiz gibi, bizim gibi bir terbiye almis milletin kabul etmeyecegi garip ve çocuksu, ayiplanacak, kinanacak inançlarin içinde olduklarini görüyoruz. </p>
<p>Türkler niçin müslümün olmus? </p>
<p>Ben askerlik yaparken, bir general beni makamina çagirmisti. Kendi birliginde çalisan bir astegmen olarak degil de, Ilâhiyat Fakültesi&#8217;nden doçentlik payesini almis bir kimse olarak, lâyik olmadigim iltifati gösterdi. </p>
<p>Oturttu karsisina, sordu bana: </p>
<p>&#8221;&#8211;Hocam çok merak ediyorum, bu Türkler bu Islâm dinine niçin girmisler?&#8221; dedi. </p>
<p>Baktim pasa hazretleri müteessif&#8230; Niye müslüman oldugumuzu anlayamiyor ve teessüf ediyor buna&#8230; Öyle bir edâ ile söyledi. Yâni, demek istedi ki: &#8221;Ne olurdu hristiyan olsaydik. Ne güzel, iste Bati&#8217;da görüyoruz; içki içiyorlar, kadin erkek münasebetlerinde daireleri, mesrebleri, havsalalari son derece genis&#8230;&#8221; gibi böyle bir his içinde&#8230; &#8221;Nerden de bulmuslar bu müslümanligi?.. Bula bula müslümanligi mi bulmuslar?..&#8221; demek gibi söyledi. </p>
<p>Ben de dedim ki: </p>
<p>&#8221;&#8211;Bizim ecdadimiz müslümanligi sosyal ve cografî sartlar dolayisiyla tesadüfen karsilastiklari bir inanca girmek tarzinda benimsemediler. O zaman mevcut bütün inançlari taniyip, tadip tercih ederek girdiler.&#8221; </p>
<p>Bir kere Tibet&#8217;i biliyorlardi, Dalay Lama&#8217;lari ve sâireyi biliyorlardi. Brahmanizmi, Budizmi biliyorlardi. Çin&#8217;de hakimiyet sürmüslerdi, onlarin inançlarina vakif idiler. </p>
<p>Kendilerinin samanizmi, atalarindan kalma bir din olarak mâlûmlariydi. Hazar Denizi&#8217;nin, Karadeniz&#8217;in kuzeyinde hristiyanligi görmüslerdi. Kodekus Komanikus gibi çok eski devirlerden kalma metinler elimizde&#8230; Bir kisim kabileler hristiyan olmus; hattâ simdi Gagavuzlar, onlardan kalinti diye gazetelerde bahis konusu ediliyorlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidava.com/islam-nedir-what-is-islam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Ayet Bir Açıklama-Ankebut Suresi, 2</title>
		<link>http://www.islamidava.com/bir-ayet-bir-aciklama-ankebut-suresi-2.html</link>
		<comments>http://www.islamidava.com/bir-ayet-bir-aciklama-ankebut-suresi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Oct 2010 14:04:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[2]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama-Ankebut Suresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidava.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[
 İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? (Ankebut Suresi, 2) 
Bu ayette Allah, “iman ettim” diyen kullarını dünya hayatında imtihan edeceğini bildirmektedir. Allah insanlardan gerçek ve samimi bir iman istemektedir. Bu ise kişinin yalnızca “ben inandım” demesiyle elde edilemez. İnsanın dünyadaki vazifesi, Yüce Allah’a ve ahirete iman etmek, Kuran’da belirtildiği şekilde güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/10/imagesCA4C9SNK.jpg"><img src="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/10/imagesCA4C9SNK.jpg" alt="" title="imagesCA4C9SNK" width="259" height="194" class="alignnone size-full wp-image-185" /></a><br />
 İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? (Ankebut Suresi, 2) <span id="more-184"></span><br />
Bu ayette Allah, “iman ettim” diyen kullarını dünya hayatında imtihan edeceğini bildirmektedir. Allah insanlardan gerçek ve samimi bir iman istemektedir. Bu ise kişinin yalnızca “ben inandım” demesiyle elde edilemez. İnsanın dünyadaki vazifesi, Yüce Allah’a ve ahirete iman etmek, Kuran’da belirtildiği şekilde güzel ahlak sahibi bir insan olmak, Allah’ın sınırlarını korumak ve O’nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır. Dolayısıyla her insan, Allah’a ve O’nun dinine gerçekten inandığını, şeytanın kendisini saptırmak için göstereceği bütün çabalara rağmen doğru yoldan dönmeyeceğini göstermelidir. Aynı şekilde inkarcılara uymayacağını, kendi nefsinin tutkularını Allah’ın rızasına tercih etmeyeceğini de ispatlamalıdır. Bunu ise karşılaştığı olaylara verdiği tepkilerle ortaya koyacaktır. Allah, din ahlakını yaşamayı kabul eden insanın karşısına sabretmesi gereken bazı zorluklar çıkaracak, bunlara karşı gösterdiği tavırlarla onu imtihan edecektir.</p>
<p>Gerçek bu iken mümin, karşısına çıkan her olaya imtihan gözüyle bakmalı, Allah’a tevekkül etmeli ve O’nun rızasına uygun olan tavrı göstermelidir. Allah Kuran’da müminleri korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğini bildirmektedir. (Bakara Suresi, 155)</p>
<p>Sadece zorluklar değil, dünya hayatındaki nimetler de Allah’ın birer imtihanıdır. Allah verdiği her nimetle beraber insanın Kendisi’ne şükredici olup olmadığını da dener. Nimetlerin yanında, Allah insanın karşısına hayatı boyunca, karar vermesi gereken pek çok olay çıkarır. Elbette yaşadıklarının bir imtihan olduğunun farkında olan ve Allah’ın rızasına uygun olduğunu düşündüğü şekilde karar veren müminler bu imtihanı kazanmayı ve Allah’ın Kuran’da bildirdiği gibi cennet hayatı ile mükafatlandırılmayı umabilirler.</p>
<p>Dünyadaki imtihan ortamında, müminler, vicdanlarının sesini dinleyip, Allah’ın kendilerini denemeden geçirdiğini hiçbir şekilde unutmamalıdırlar. Samimi kalple Allah’a yönelen bir insan, karşısına ne tür zorluk çıkarsa çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve Allah’ın izniyle doğruyu bulacaktır. Bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlak bir kazançla noktalanmasıdır. En büyük kazançlardan biri ise, iman edenlerin bu denemeler karşısında gösterdikleri güzel ahlak, cesaret ve metanetin, onların ahiretteki karşılıklarını ve derecelerini artıracak olmasıdır.<br />
Harun Yahya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidava.com/bir-ayet-bir-aciklama-ankebut-suresi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İman Hakikatleri İmanın Kazanılmasına Vesile Olur</title>
		<link>http://www.islamidava.com/iman-hakikatleri-imanin-kazanilmasina-vesile-olur.html</link>
		<comments>http://www.islamidava.com/iman-hakikatleri-imanin-kazanilmasina-vesile-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Oct 2010 14:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Hakikatleri]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[İmanın]]></category>
		<category><![CDATA[Kazanılmasına]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Vesile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidava.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah&#8217;ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) &#8220;Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin,
bizi ateşin azabından koru.&#8221;
(Al-i İmran Suresi, 191)
İman hakikatleri, insanların iman etmelerine vesile olan en önemli sebeplerden birisidir. İman etmeyen kişi derin bir gaflet içindedir. Etrafındaki yaratılış delillerini göremez. İçinde yaşadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/10/1_1sol.jpg"><img src="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/10/1_1sol-241x300.jpg" alt="" title="1_1sol" width="241" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-182" /></a><br />
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah&#8217;ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) &#8220;Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin,<br />
bizi ateşin azabından koru.&#8221;<br />
(Al-i İmran Suresi, 191)<span id="more-181"></span><br />
İman hakikatleri, insanların iman etmelerine vesile olan en önemli sebeplerden birisidir. İman etmeyen kişi derin bir gaflet içindedir. Etrafındaki yaratılış delillerini göremez. İçinde yaşadığı toplumun dinden uzak yapısı nedeniyle zihni günlük hayatın ayrıntıları ile boğulmuş, algıları ve şuuru etrafındaki sayısız yaratılış gerçeğini fark edemeyecek derecede zayıflamıştır. Oysa böyle bir insana, samimi ve vicdanlı olması kaydıyla, iman hakikatleri anlatıldığı takdirde, Allah&#8217;ın varlığına ve birliğine, canlı cansız her şeyi Allah&#8217;ın yaratmış olduğuna iman etmesi, Allah&#8217;ın sonsuz ilmini ve kudretini görmesi umulur. İman hakikatleri, vicdanlı, fakat inkarcı telkinler nedeniyle gerçeklerden habersiz kalmış kimselerin Allah&#8217;ın izniyle imana kavuşmaları için çok önemli birer vesiledir.</p>
<p>Dünya bir imtihan yeri olduğu için, herkesi iman etmeye zorlayacak, kişinin vicdanıyla imanı seçmesine fırsat bırakmayacak derecede bir mucize beklemek hata olur. Örneğin, yere attığımız tohum birkaç saniye içinde dev bir ağaca dönüşse muhakkak büyük bir ilgi uyandıracak ve bu olaya şahit olan kimseler tarafından büyük bir mucize olarak nitelendirilecektir. Ancak milyarlarca ağaç, bu değişimi yavaş yavaş geçirdikleri için bu durum ilk bakışta insanlar üzerinde mucizevi bir etki oluşturmaz. </p>
<p>Başka bir örnek üzerinde düşünelim. Ortalama 60-70 yıl içinde yaşlanan insan vücudunun, bir anda gözlerinizin önünde yaşlandığını varsayın. Yeni doğan bir bebek birkaç dakika içinde hızla büyüyerek gelişse, olgunlaşsa ve yaşlansa elbette ki bu şaşırtıcı bir olay olur ve buna şahit olan insanları düşünmeye sevk ederdi.. Ama burada şuna dikkat edelim; aynı olay şu anda da yaşanmaktadır; tek fark aradaki zamandır. Aynı mucizevi olayın fark edilemeyecek derecede yavaş gerçekleşiyor olması; dikkati, şuuru ve tefekkürü zayıf olan insanlar için sıradan bir olay gibi görünür. Oysa bu olay da gerçekte bütünüyle bir mucizedir. Bu mucizeyi fark etmek için ise samimi ve vicdanlı bir bakışla olayın ayrıntılarını incelemek, bu ayrıntılardaki yaratılış hikmetlerini, incelikleri görmek gerekir.</p>
<p>Gaflet içindeki insanların göremedikleri bir gerçek vardır; kendi vücutları dahil çevrelerindeki ve evrendeki her şeyin birer yaratılış mucizesi olduğu&#8230; Kuran&#8217;da insanlar bu konuda şöyle uyarılmıştır:</p>
<p>Görmüyor musun; gerçekten Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır. (Zümer Suresi, 21)</p>
<p>İşte iman hakikatlerinin detaylı olarak anlatılmasının önemi de bu noktada ortaya çıkar. Gaflet içindeki insanların, her gün etraflarında olup biten fakat farkına varmadıkları pek çok yaratılış delilini, mükemmellikleri tüm ayrıntılarıyla onların gözleri önüne sermek, bu kişilerin gafletlerinin dağılmasında son derece etkili olur. Yıllardır herkesin görmeye alıştığı ve pek çok kimsenin üzerinde düşünmeye zahmet etmediği birçok iman hakikatine insanların dikkati çekilirse bu, imani şuurun yerleşmesine, vicdanların uyanmasına ve küfrün batıl telkinlerinin yok olmasına sebep olur.</p>
<p>İman hakikatleri karşısında vicdanının sesini dinleyen kişinin ilk aklına gelen, bunların tesadüfen veya kendiliğinden meydana gelemeyeceği olacaktır. Tüm bunları yaratan üstün güç sahibi Allah&#8217;ın varlığını anlayacak ve O&#8217;na iman edecektir.</p>
<p>Harun yahya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidava.com/iman-hakikatleri-imanin-kazanilmasina-vesile-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslamiyet&#8217;e göre çocuklar</title>
		<link>http://www.islamidava.com/islamiyete-gore-cocuklarin-temel-haklari.html</link>
		<comments>http://www.islamidava.com/islamiyete-gore-cocuklarin-temel-haklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2010 16:13:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamidava.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[
Batı çocuk haklarını geç keşfetti ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı&#8217;nın 1959 yılında kabul ettiği “Çocuk Hakları Beyannamesi ile önemli bir adım attı. Ama Müslümanlar için bu haklar asırlar öncesinden biliniyordu.

Batılıların asrımızda keşfedebildiği &#8216;çocuğun ayrı bir tabi­ata sahip olma&#8217; keyfiyetini Hz. Peygamber, &#8216;Buluğa erinceye kadar çocuktan kalem kaldırılmıştır (yaptıklarından mesul de­ğildir)&#8217; cümlesi ile ifade etmiştir. Keza çocuğa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/09/257820091017092240512.jpg"><img src="http://www.islamidava.com/wp-content/uploads/2010/09/257820091017092240512.jpg" alt="" title="257820091017092240512" width="272" height="204" class="alignnone size-full wp-image-90" /></a><br />
Batı çocuk haklarını geç keşfetti ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı&#8217;nın 1959 yılında kabul ettiği “Çocuk Hakları Beyannamesi ile önemli bir adım attı. Ama Müslümanlar için bu haklar asırlar öncesinden biliniyordu.<br />
<span id="more-89"></span><br />
Batılıların asrımızda keşfedebildiği &#8216;çocuğun ayrı bir tabi­ata sahip olma&#8217; keyfiyetini Hz. Peygamber, &#8216;Buluğa erinceye kadar çocuktan kalem kaldırılmıştır (yaptıklarından mesul de­ğildir)&#8217; cümlesi ile ifade etmiştir. Keza çocuğa tanınan &#8216;vela­yet&#8217; hakları da can, mal, terbiye yönlerinden çocuğun himaye­sini teminat altına almıştır&#8221; diyen geçen yıl aramızdan ayrılıp sonsuzluğa yelken açmış bulunan merhum Prof. Dr İbrahim Canan&#8217;ın kaleme aldığı ”Haksız Değilim” adlı kitap Gülyurdu yayınlarından çıktı.  </p>
<p>BATI ÇOCUK HAKLARI BEYANNAMESİNİ HAZIRLAMADAN ÖNCE </p>
<p>Eserinde Birleşmiş Milletler’in 1959 yılında kabul etmiş olduğu “Çocuk Hakları Beyannamesini, dinimiz açısından tahlil ederek çocuk haklarının İslâmiyet’teki önemini vurgulayan yazar, Allah Teâlâ’nın çocuklara bahşettiği haklar üzerinde duruyor ve &#8220;Ey imân edenler! Kendinizi ve aile halkınızı (onları en güzel şekilde terbiye ederek) yakıtı taş ve insanlar olan ateşten koruyun&#8221; Âyet&#8217;ini ve &#8220;Bir baba, evlâdına, güzel edebden daha efdal bir şey hediye edemez&#8221; Hadisini hatırlatıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Ceylan, &#8221; Çocukların meselelerine ne kadar eğilir, ne kadar ciddi çözümler getirirsek milletimize o kadar emin bir gelecek, istikrarlı, huzurlu, problemsiz bir yarın bırakırız. Bu telakki ile hareket ederek, çocukların meselelerine müteveccih faaliyetlerimize ara vermeden devam etmeli, her doğan günü bir &#8220;çocuk günü&#8221; olarak değerlendirmeli, çocuklarımızın problemleri, terbiyeleri, hayata hazırlanmaları ile gittikçe artan bir ciddiyet, ilmin ve tecrübenin emrettiği bir kesafetle meşgul olmalıyız. Aksi takdirde yarınlarımızı daha korkunç anarşilerin beklediğini unutmamalıyız&#8221; tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<p>&#8220;İslâm&#8217;a Göre Çocuğun Hakları konusunda Prof. Dr. İbrahim Canan, eserinde şunları belirtiyor:  &#8220;Çocuk hakları, islâm&#8217;da, tarih olarak Kur&#8217;ân ve hadisle başlar. Hatta insanlığın gündemine çocuk hakları mefhumunu müstakil bir konu olarak islâm getirmiştir, diyebiliriz. Çünkü, bizzat Resûlullah&#8217;ın hadislerinde (Hakku&#8217;l-veled) &#8220;çocuğun hakkı&#8221; diye başlayan ve bir kısım meseleleri beyan eden açık naslar vardır. 437 Keza, Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de de &#8220;hak&#8221; olarak yorumlanabilecek çocuklarla ilgili birçok ayet mevcuttur. Öyleyse çocuk haklarıyla ilgili islâmî mutaları (verileri) iki kısma ayırabiliriz: Kur&#8217;ân menşeli olanlar, hadis menşeli olanlar. Gerçi Kur&#8217;ân&#8217;da temas edilen meselelere hadislerde de temas edilir, hatta daha da açıklık kazandırılır. Ancak hadislerde yer verilen bütün meseleler ayet-i kerimelerde rastlanmaz. Kur&#8217;ân-ı Kerim, dinimizin anayasası olması haysiyetiyle, orda yer alan meseleler hangi sahaya girerse girsin daha ehemmiyetlidir, daha hayatidir, daha çok üzerinde durulmaya layıktır.&#8221;</p>
<p>İSLAMİYET&#8217;TE ÇOCUK HAKLARI </p>
<p>Bu eserde Birleşmiş Milletler’in 1959 yılında kabul etmiş olduğu “Çocuk Hakları Beyannamesi” dinimiz açısından tahlil edilerek çocuk haklarının İslâmiyet’teki önemi vurgulanmış, Allah Teâlâ’nın çocuklara bahşettiği haklar üzerinde durulmuş ve</p>
<p>Tedip (edep verme) maksadıyla çocukların dövülmesi caiz midir?</p>
<p>Çocuk eğitimi ve terbiyesi açısından çocuk oyunları nasıl olmalıdır?</p>
<p>Çocukların anne terbiyesinde büyüme hakkı ellerinden alınabilir mi?</p>
<p>Çocuklarımıza öğretmemiz gereken ilimler nelerdir?</p>
<p>Çocukların cezaî ehliyeti var mıdır?</p>
<p>Çocuklar çalıştırılabilir mi?</p>
<p>gibi pek çok soruya cevap verilmiştir.</p>
<p>Prof. Canan, eserinde her birini tek tek ayrıntılarla açıkladığı İslamiyet&#8217;e göre çocukların hakları şöyle sıralanıyor: </p>
<p>> İhsan-ı İlahi Bilme Hakkı</p>
<p>> Hayat Hakkı</p>
<p>> Helal Rızık Hakkı</p>
<p>> Süt Emme Hakkı</p>
<p>> Önce Anne Olmak Üzere Kadınlar Tarafından Terbiye Edilme Hakkı</p>
<p>> Aile İçinde Bakılma Hakkı</p>
<p>> Yerinin Güzel Olması Hakkı</p>
<p>> Güzel İsim Hakkı</p>
<p>> Hitan (Sünnet Olma) Hakkı</p>
<p>> Temyiz Yaşından Önce Dövülmeme Hakkı</p>
<p>> Velayet Hakkı</p>
<p>> Neseb Hakkı</p>
<p>> Güzel Terbiye Edilme Hakkı</p>
<p>> Eşit Muamele Hakkı</p>
<p>> Farz-ı Ayn İlimleri Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Yazı Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Kur&#8217;an Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Namaz Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Sanat (=Zanaat: Meslek) Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Yüzme Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Atıcılık Öğrenme Hakkı</p>
<p>> Oyun Hakkı</p>
<p>> Sevilme Hakkı, Öpülme Hakkı, Evlendirilme Hakkı&#8230;   </p>
<p>BATI&#8217;NIN KULLANMA ŞANSINI KAYBETTİĞİ ÇOCUK HAKKI</p>
<p>Söz konusu hakları tahlil sırasında en çok dikkatimizi çe­ken hususlardan biri, islâm&#8217;ın çocuğa tanıdığı &#8220;anne tarafından bakılma&#8221; hakkıdır. Bu hak, Bayannamede tavsiye ve temenni olarak kalmakta; Batı&#8217;da, terbiyecilerin rağmına, benimsenmiş bulunan &#8220;kadının dışarıda çalışma hakkı&#8221; ile tezada düştüğü için tatbikat şansını tamamen kayetmektedir. islâmiyet, baş­kaca prensipler getirerek çocuğun &#8220;anne tarafından bakılma hakkını&#8221; teminat altına almıştır.</p>
<p>Prof. Ceylan eserinde, ”Aslında çocuğun hayata hazırlanmasının, öncelikle bir aile meselesi olması, kadim zamandan beri insanlığın ortak değeridir. Bunun en güzel uygulayıcısı da tarih boyunca Yahudiler olmuştur. 1947 yılına kadar asırlardan beri hiçbir zaman, hiçbir yerde devletleri olmamasına, üstelik her yerde, her vakit sürgün, tahkir ve katliama maruz kalmalarına rağmen sağlam ve oturmuş bir aile terbiyesi an’anesi sayesinde dinlerini daima canlı tutmuşlar, milliyetlerini korumuşlardır. Acaba, Yahudi milleti şimdilerde bizde olduğu gibi, çocuklarının terbiye işini hep devlete bırakmış olsaydı bugün, Yahudi diye bir milletin –bırakın varlığını– ismi yeryüzünde kalır mıydı?&#8221; diyor.</p>
<p>Yazar, anne babalar için bir  başvuru kaynağı olacak eserinde  Sigara ve içki alışkanlıkları, uyuşturucu ibtilası, çocukların işlediği cinayetler, hırsızlıklar, dilenmeler, okuldan ve evden kaçmalar, sokağa düşmeler vs. hepsinin de ailenin ilgisizliğinin  bir sonucu olduğunu sade bir dille, örnekleriyle  açıklamış. </p>
<p>ÇOCUK DÖVME MESELESİ VE DİNİ HÜKÜM </p>
<p>Eser, &#8220;Terbiye etme maksadıyla çocukların dövülmesi caiz midir? Çocuk eğitimi ve terbiyesi açısından çocuk oyunları nasıl olmalıdır? Çocukların anne terbiyesinde büyüme hakkı ellerinden alınabilir mi? Çocuklarımıza öğretmemiz gereken ilimler nelerdir? Çocukların cezaî ehliyeti var mıdır? Çocuklar çalıştırılabilir mi?&#8221; gibi pek çok soruya cevap vermiş.</p>
<p>Merhum yazar bilhassa çocuklara dayak konusunun altını çiziyor ve diyor ki: &#8220;Bir babanın çocuklarına, hanımına karşı vazifelerinin, kul hakla­rına girmesi bakımından, dinî yönden ne derece ehemmiyetli olduğu şuuru kaybolmuştur, insanlarımızın çoğu dinimizin dayağa müsaade ettiğini bilir, ama hangi sebeplerle, hangi şartlar ve kayıtlar altında dövebileceğini bilmez, aile halkını hiç yoktan sebeplerle &#8220;Allah yaratmış demeden&#8221; kıyasıya dö­ver. Asırlar önce başlayan bu ihmâl, Cumhuriyet döneminde daha da kesafet kazanmış, vatandaşımız cehaleti ile baş­başa bırakılmıştır. Din aleyhine yapılan propagandalar onu, &#8220;dindendir&#8221; diye bildiği yarım yamalak malûmat etrafında iyi­ce kenetlenmeye, taassuba sevk etmiştir. Sözün kısası, ço­cuk meselesine müsbet bir yaklaşım, en azından yurdumuz açısından, anne ve babaların bu konuda aydınlatılmalarına bağlıdır&#8221;</p>
<p>(Haber 7)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamidava.com/islamiyete-gore-cocuklarin-temel-haklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

